07:41 | Author: irFaN DeRiN GüNDeM
-
-
-
-
-


ÖNCE BUNU iZLEYiN MUSTAFA KEMAL VE

EHLiBEYT iLiSKiSi

ASAGIDAKi AYRINTILI PROGRAMDA ATATÜRK'ÜN DiN iNANCININ

MÜKEMMELLiGiNi VE SAGLAMLIGINI DAHA iYi ANLIYCAKSINIZ


CAN DÜNDAR GÖZLÜGÜNÜN ÜSTÜNE

BiR GÖZLÜK DAHA TAKSIN KÖRDÜR GÖRMEZ

SAGIR DUYMAZ UYDURUR


CAN DÜNDARA BELGESEL SORSUKLARINDA BU BENiM MUSTAFAM

BEGENMEYEBiLiRSiNiZ DEDi

CAN DÜNDAR BUDA BENiM MUSTAFAM KULAKLARINI

TEMiZLE iYi ANLA



ÖNEMLi YAZI DiP NOT

ATATÜRK'ÜN GiZLENEN VASiYETi ORTAYA CIKTI

TÜM TÜRKiYEDEKi ÜST DÜZEY YETKiLiLER

ACIKLAMADIKLARI iCiN SUCLU DURUMUNDALAR

HAPiS CEZASI HATTA iDAMLA YARGILANMA

OLASILIGI BiLE VAR TABi GERCEK HUKUK UYGULANIRSA.

1988'DE ACIKLANMASI GEREKEN VASiYET O GÜNDEN BERi ACIKLANMADI VE

O GÜNDEN BU YANA NEKADAR ASKER SiYASi BROKRAT SAVCI VARSA

HEPSi SUCLU DURUMUNDA

AKP'NiN VASiYETTEN HABERi VAR

HERKESi BUNUNLA TEHDiT EDiYORMUSS

ACIKLARIZ GiDERSiNiZ TAMAM BiZDE GiDERiZ AMA

KAZANAN TÜRKiYE OLUR DiYOR...

AKP'NN KAPATILAMAMA KARARINDA DA VASiYET SANTAJI YATIR




PROGRAM 1 LiNKE TIKLAYIN


___i_R_F_A_N_Ö_Z_G_Ü_Z_E_L___

Desifre haberler

http://irfanozguzel.blogspot.com




Category: | Leave a comment
01:57 | Author: irFaN DeRiN GüNDeM

ALTIN DESTAN




MUSTAFA KEMAL ATATÜRK

Boyu devrilsin

Büyük hakikatlara

Yabani incir yaprağı kulaklarını tıkayanların!

Ben yeni doğacakların adıyla başlıyorum.


Dudaklarımda aynı isim,

Yeni bir dalgalanma yepyeni bir resim.

Ve bir dakika azalmaksızın sesim;

Ben yeni doğacakların adıyla başlıyorum.


İnanıyorum ki yavrularım

Yarın

Yepyeni bir hayat sürecekler,

Bizden aldıklarını

Daha ilerilere götürecekler.

Ki ben onların adıyla başlıyorum.


Her sahifesini

Taze koparılmış ottan bir yürek gibi

önlerine seriyorum

eserimin.

3 kış, 3 yaz, 3 bahar

Bütün aydınlığını döktüm miyop gözlerimin

Ve ben onların adıyla başlıyorum.


İlhami BEKİR 1933


ALTIN DESTAN


1881

Üç Kara Parçasında

Yıl 1881

Suda kırık teknelerdir

Seylan, Somatra, Cava...

Emperyalizma:

Denizaltı

çıkmış ava.

Seyrek sakallı

Kara gözlü

Budist rahiplerin

Sarı vatanı

Vietnam

uykudadır.

Afyon yutup

Şekersiz yeşil çay içen

saçı örgülü

Çinli

korkudadır.

Bir ağaç gibi toprakta kök salıp

Mukaddes ineklerin memelerine dalıp

Ölülerin külünde savrulan

Brahman


ne mutludur ki...


Kement alıp


Parya avlıyor

İngiliz.

Cirit atıyor

Gana'da, Kongo'da, Nijeriya'da

Sömürgeci Felemenk

Portekiz.


Gökte yıldız sahrada kum.

Fildişi sahilinde kahve yükleniyor

Toprakta çatlıyor tohum.


Yıl 1881

Afrika

Süveyş'i, Nil'i Deltası ile

İngiliz emperyalizminin emrindedir.

Buğday ambarı Cezayir..

Cezayir'de bankası kumpanyası okuluyla


Genç sömürgeci Fransa.

Cizvitlerin Mukaddes ülkesi

Katolik İspanya

İncil'den ayetler okuyup

Kol atmış Fas'a.


Kıptî Casus İlyas

ve satılmış Tunus.

Tunus'ta ihtilâlci Yunus.

Daha doğuda

Ordugâhtan uzakta bir çadır gibi

Korsan ülkesi

Müslüman diyarı

Tarablus.

Yıl 1881

Sömürü

Osmanlı'nın göbeğinde

fır dolayı

dolanıp

kan emmededir.


Dönem Abdülhamit dönemi.

Devlet batan gemi.

Tayfalar gemide aç.

Ürküntü tonilato tonilato

Korku kulaç kulaç..

Dönem Abdülhamit dönemi.

Mülk bir uçtan uca padişahın

ve kulluk onadır.


Binbir akşam sabah yürü

Her iklimde başka kervansaray.

Bir uçta doğarken

ötede batmada ay.


Cidde, Medine, Şam, Halep

ve Manastır, Selânik onundu hep.


Selânik bir büyük liman

Selânik bir büyük şehir.

Balık avlar limanda balıkçılar,

Gemiler atar demir.



Yıl 1881

Yazıyor ki kitapta

Yedinci babta,

Kızıl kıyamet kopacak

büyük çapta.


kurtarıcı gelecektir.

Selânik bir büyük liman

Selânik bir büyük şehir.

Suda balık


sürüleri gibi kalabalık

gelir gider

gider gelir.


Belinde Tarablus kuşağı,

Tunus sarıklı

Pala bıyıklı

İşkodralı kereste tüccarı Malisör.

Kafeşantan balozlar artığı

sör.

Çarşaf ferace, şalvar ve lur.

Fes, şapka, aba, yemeni, potur.

Arnavut, Sırbiyeli, Rum, Bulgar,

Orta Asyalı baharatçı Tatar,

Batılı parfümeri butikleri

Afrikalı Asyalı dükkân

Ve Yahudi bezirgân.

Selânik bir büyük liman

Selânik bir büyük şehir.

Şehirde mahalle

Mahallede iki katlı ev

kâgir.

1881

Mustafa Kemal



Yıl 1881

Kiraz mevsimi.

Vakit alaca karanlık.

Ay batacak, güneş doğmak üzere,

Toprak kabardı

Gök gerine gerine uyanıyordu.

İki katlı kâgir evde

Çifte şamdan yanıyordu.

Ve ansızın

Sarı gür bir kadın saçı gibi

dalga dalga esti rüzgâr,

havalarda bir doğum müjdesi var.

Kiraz ağaçları meyve yüklü

pıtrak pıtrak.

Gün ağardı taze, apak

Ve öptü yeni doğanın

Küçük Mustafa'nın

parlak ışıklı yüzünü güneş.

Çocuğun

Tirşe mavisi

Gözleri ışık dolu.

Uyuyor

Mor menekşe yorganı altında

Sofuzade Feyzullah'ın kızı

Zübeyde'nin

mutlu oğlu

Mustafa.

Şerbetler içildi, müjde salındı dört tarafa.

Uğurlu olsun!

Mutlu olsun!

Kutlu olsun!

Mustafa.


İlk yıllarında durgundu pek,

Saçları çile ipek

Kaşları çekme yay

Yüzü gökte ay

Elleri sadef beyaz.


Geçti dört mevsim, dört yaz.

Uzun ince parmaklarında

Amme cüzüne sarılı şeker;

Küçümencik sarıklılarla beraber

Mahalle mektebinde diz çöküp

İlahilerle başladı okula.

Ve tekrimler ve tekbirler ve

tehlillerle

Hayrola kutlu ola!

Babası Ali Rıza

Küçük memurdu o zamanlar

Rüsumatta.

Aylık verilirse

Üç ayda verilirdi

tayın da maaş da;


Öldü genç yaşta...

Sofuzade Feyzullah efendinin kızı

Zübeyde Hanım dul ve tasalı,

Dilinde eski bir Rumeli masalı

derdi ki:

Oku da büyük adam ol!

Ve bir akşam

Küçük Mustafa ilk büyük müjdeyi verdi annesine.


Açıldı ışıklı yol

Rüştiyeye girdi o sene.


Bir taş yapıydı Rüştiye

Günde beş kez okunur ezan.

Beş kere ti çalardı borazan.

Yürünürdü rap rap diye.

Muallimi askeri

Kolağası Suphi Bey

Tabiiyye,

Mustafa Bey

Riyaziye

Okuturdu.


Bir gün

Mustafa Mustafa'nın önünde durdu.

dedi ki:

Sen Mustafa ben de

İki baş gibiyiz bir bedende.

Sen Kemal ol! Mustafa Kemal!..

Ve ertesi gün

Bütün

Sınıf

Kemal diye çağırdı onu.

Geldi Rüştiyenin sonu

Geçti Manastır idadisine

1896'ydı sene.

Yıl 1905

İki çelik süngü ile kaşı,

Mustafa Kemal

Şam'da Yüzbaşı.


Yıl 1906

Dönem Abdülhamit dönemi.

Devlet batan gemi

Tayfalar gemide aç.

Dert mil mil üstüne

inilti kulaç kulaç.

Ne umut ne hareket.

Memleket

Bir uçtan öbür uca iskelet.

Ermeni köylerinde homurtu nargile

Balkan kazandır kaynayan.

Sırp pusuda, Bulgar ayakta,

Selânik'te ihtilâl şarkıları söylüyor Yunan.


Selânik ey büyük ve ünlü şehir!

Ey Padişahların binek taşı!

Ey gurbet elde Ferhat onbaşı!

Ey başı tuğlu muhteşem vezir!

Ne umut ne hareket.

Memleket

Bir uçtan öbür uca iskelet...


Yıl 1906

Kuruldu gizli cemiyet.

(Vatan ve Hürriyet)

Ve bir akşam

Yarı uykudayken Şam

Habersiz düştü yola

Mısır, Yunanistan, Selânik

Selânik'te son mola.



Mustafa Kemal'in

Bir namludan

çıkan

kurşundu sözleri.

Ve çelik süngüler gibi


yanıyordu gözleri.


Dedi ki:

- Yol iki!

Ya ölüm ya hürriyet!


Dalbudak saldı cemiyet..

Aylar

İskambil kâğıtları gibi

Devriliyordu art arda.

İhtilâl şarkıları çınlıyordu

Şam'da, İzmir'de, Balkanlar'da.

Yıl 1908

Meşrutiyet.

31 Martta karşı ihtilâl.

Mustafa Kemal

Hareket ordusunun birinci kurmayı.

Bastırdı ordu

İstanbul'da mektepli subay avlıyan

Yeşil sarıklı ayaklanmayı.


Yıl 1911

Afrika bir sarı satranç düzeyidir:

Karede at,

Karede fil,


Birinde şah;

Birinde vezir.


Fildişi Sahili Nijerya,

Kongo, Gana,

Fas, Cezayir..

İspanya, Fransa, Danimarka,

Portekiz...


Geniş hasır şapkalı

Mantar suratlı İngiliz.

Sömürge halkları.

Kıyılardan sürülmede.

Hülasa

Afrika

Sömürülmede,

Yıl 1911


İtalyan orduları

Topu tüfeği gemisi uçaklarıyla,

Senyörü, karabinerleri, sürgün kaçaklarıyla

saldırıda.

Gök ateş, deniz ateş, yer ateş.

Ölüm dal dal dökülüyor,

Sarı hurma kara zeytin ağaçlarından.

Zeytin gözlü hurma renkli

yerli halk

kurşuna diziliyor

asılıp saçlarından..

Ölüm ne kadar yakın!

Umut ne kadar uzak!


Ve Libya sürüden ırak

yaralı bir

devedir.


Mustafa Kemal

Savaşta

En başta

Derne kuvvetlerinin komutanı.


Beyaz kayalıklarıyla şimdi

Berka

Bir koyun sürüsüdür.

Ta uzaklarda Sirte körfezi

Geyik boynuzu dallarıyla ağaçlar

Ve çöl...

Yaralı aslan gibi kükremede

Kara yeleli Bingazi.

Gök bakır

Toprak demir

Toprak bir uçtan öbür uca

mayın tarlası.


Derne'de

Mustafa Kemal'in çelik komutası:

Marş Marş!

Sonra

Yangın sarınca Anavatanı

düştü yola,

Mısır


Ve Romanya üzerinden

vardı İstanbul'a.


Yıl 1912

Trakya, Makedonya, Balkan

Yangın içinde

Şehirler art arda düşüyor,

Düşman Çatalca önlerinde.

Köyler ateşe verilmiş

Şehirler aç

Yıldırım çarpmış ağaç

gibi

Yerde

ölüler.


Gözlerine mil çekilmiş köylüler.

Kurşunlar adım atıyor.

Yol başlarında taze dullar yatıyor.

Dönem Meşrutiyet dönemi,

Mustafa Kemal

Kara kara düşünüyor

Durum zor,

Memleket hiyanet içinde.

Düşman Çatalca önlerinde.

Tek çare silâh bırakışmadır.

Kesildi ateş.

Ay süt beyaz doğar geceleri

Kan kırmızı batar güneş.

Artık

Ne mavi gözlü Selânik

Ne Manastır ne Kosova.

Ne liman,

Ne o sarı başaklı ova.

(Ay Rumeli Uy Rumeli

Yandı gönül sen gideli)




Birinci Dünya Savaşı

1914



Sene 1914

Mevsim yaz

Hava barut kokuyor.

Bulut toprak kabarmada.

Avrupa Asya Afrika

Fermada...

Bir yanda Bulgar, Alman, Macar

Bir yanda Fransız, Rus, İngiliz.

Yıl 1914

Yedinci ay

yirmi sekiz

Büyük savaş.

Artık ne baş kalacak omuzda

Ne taş üstünde taş,


Karadır suları Karadeniz'in,

Bellidir oyunu İngilizin.

Kahpedir Alman emperyalizmi.

İki harp gemisi dalınca Karadeniz'e

Savaş açtı İtilâf bize


Yıl 1914 Ekim 29

Çıplak ayakla bastık ateşe

Mustafa Kemal

Bulgaristan'da ataşe.

Karşılıklı iki saf,

İki taraf.

Avusturya-Macaristan, Almanya, Bulgar, Türk

Fransa, İngiltere, Rusya!

Bütün sömürgeleriyle Afrika, Asya.

Gök yangında, Yer yangında,

Yedi cephede savaş.


Ne omuzun üstünde baş kalacak

Ne taş üstünde taş.


Kafkas kesiminde

Diz boyu, adam boyu kar.

Ordular Ordularla

Diş dişe boğaz boğaza

dövüşüyorlar

Hava buz.

Kırılmış buzlu cam güneş

16 Ocak 1915

Sarıkamış

Sarıkamışta kara kış

Ve ilk saldırının sonu:

Türk bozgunu...

***

Çanakkale önlerinde durum zor.

Mustafa Kemal

Sofya'da bir ağacın dibinde

Kara kara düşünüyor.

İtilâf gemileri

Çaylak kanatlarını çırparak

Uçuyorlar, uçuyorlar

Güneş gökte bir koyun başı gibi kanıyor.

Hava kan rengi

Toprak kara buluttur yanıyor.

Ve Çanakkale boğazı dehşet içinde.

Gemiler Gelibolu önlerinde.


1915 Ocak

1915 Şubat

Gemiler

Kara kanatlı kasırga kuşlar gibi

Kanat

Çırparak

Mavi suda uçmada,

Mustafa Kemal Tümen Komutanı

Durum zor.

Çanakkale'nin dış tabyaları

dövülüyor.

Duman içinde Conk bayırı,

Gemiler ateş içinde,

Ateş açmada.

Cephe bozuldu,

Asker subaydan önce kaçmada.

Durum daha, daha zor

Mustafa Kemal Tümen Komutanı.

Bir tepede

kaya gibi

Dik

Sesi sert, sesi çelik.

Soruyor:

Niçin kaçıyorsunuz?

- Düşman!

- Nerede?

- Aha şu tepede!

- Düşmandan kaçılmaz!

- Düşman çok!

- Siz Türksünüz!

- Cephane yok!


- Süngünüz var!

Süngü tak marş!

Denize dökene kadar...

Sene 1915

26 Nisan

Arıburnu'ndan çıkan düşman

26 bin.

Avustralyalı, Kanadalı, zenci

General, subay, çavuş, er

Gökte yıldız denizde kum.

Durum daha zor.

Mustafa Kemal'in çelik sesi duyuluyor:

- ''Asker

Size ölmeyi emrediyorum''

Ve öldüler

57'nci alaydan 6 bin.

Ve o gece

Beyaz ay öptü yaralı alınlarından

6 bin şehidin.

İngiliz diretnotu

Tüter de tüter

42'lik gülle yağar

Ölümden beter.

Conk bayırı önlerinde

Bir kara çalı.

Fransızın gemileri

Kara bacalı.


Arıburnu alev alev

Yanar da yanar.


Hasan çavuş yaralanmış

Yarası kanar.

İsmailoğlu tepesi


Dumandır duman.

Türk askeri süngü takmış

Yamandır yaman.


''Çanakkale ortasında

Bir uzun çarşı.

Mehmetçikler can veriyor

Düşmana karşı''


Anafarta yollarında

Bır kırık testi.

İngilizler Fransızlar

Umudu kesti.

Kaçıyorlar.

Kaçıyorlar.

ve

1916 da

Dilde şarkı, elde bayrak

Mustafa Kemal..

Oldu general..

***

Başkomutan vekili

Yani

Sultan İbnissultan İbnissultan

Beşinci Mehmet Reşat'ın

Damadı pür itimadı Enver

İran ve Turan üzerinden

Dört nala inecekti.

Rusyanın

ta ortasına

Ve bayrak dikecekti

Ortodoks kilisesinin

Altın boynuzlu

Öküzü

Çarın,

Moskovasına.. (!)

Eriyecekti kolordu, ordular...


Ve...

Hintli Tunuslu Senegalli

Sömürge halklarının Müslümanları

Hicaz'da Mekke'de Medine'de,

Müslüman Osmanlının

Sınırlarını

Zorluyordular.


Enver Paşa yakışıklı ve cesur

Büyük kurmay (!)

Emrinde kırk tabur

Dokuz alay

Tümenler...


Osmanlı-Rus

Karşılıklı saf olup

Durdular.

Ve birden

Yer yarıldı karlı ovada,

Bulutlar kanat çırptı havada.

Mongol suratlı Rus mujikleri

Prens Nikolayeviç'in komutasında.

Ocak ortasında.

Düştü Erzurum.

Kötüden kötü durum.

Kırk bin yaralı kırk bin esir,

Ve göğsünde harp nişanları ışıldayan

Damadı pür itimat

Başkomutan vekili

Boğaz'daki yalısında izindedir (!)


Ve şimşek kanatlı kartal

Mustafa Kemal

Yetişince karşı saldırı.

2 Ağustos Muş..

Bitlis'te Muş'ta kurtuluş

Çifte ezan okunuyor şehirde...


Ve şair halife sultan Reşat

Mesruru şat

Şiirler okuyor

Yaldızlı, atlas döşeli bir sedirde.

''Gafil ne bilir sahnei pür hunu gazayı

Titretti yine ruyi zemin arşu semayı

Allah yoluna cenk edelim şan alalım şan

Kuranda zafer vaadediyor. Hazreti Yezdan''(!)

***

Yıl 1916


Ölüm kanat çırpmada

Kulaç kulaç.

Kilometre kilometre.

Deraliye'nin halkı aç.

Saraylısı tok.

Kiminde çok.

Kiminde yok.

Ne kilerde pirinç ne un,

Ne sabun;

Ne gaz ne mum.

Gökte yıldız denizde kum.

Ölüm kol geziyor şehirde.

Ölüler

Çırılçıplak

Tabutsuz

Yatıyor

Kırda.

Gece ay kafatası

Şehrin kenarı ortası dört yanı ölümlü bir uykuda ve

Zümrüt bacalı elmas direkli

Yelkeni Çin ipekli

Bir gemi gibi

Yüzüyor saray...

Sarayda çengi çegane cümbüş alay.

***

Ve başı titrek ellerinde

Rus ihtilâlcilerinin manifestini

Ter içinde

Okuyor

Çar..

Ağzında votka köpüren mujikle

Müslüman

Boğazlaşıyorlar.


Hicazda baş kaldırmış halifeye

Mekke Emiri Hüseyin.

Filistin'de yollar kesilmiş.

Bedeviler isyanda,

Medine'de ordu bitkin aç.

Mustafa Kemal Suriye cephesinde


Durum zor.

Ve İstanbul'dan ordulara son emir geliyor:


Dayan!

Ve

ve Mustafa Kemal

Mavi gözleri sarı kahverengi haritada.

Dağların yelesinden tutup

Dağların sırtına savurmada.

- Kaçmak mı?

Bizim kitabımızda bu yok! diyor.

Yok diyor Mustafa Kemal.

***

Ve birden

Sardı Petrograd'ı Volga kıyılarını

Kafkası

Kutsal ihtilâl.


Yer kayması, gök çatırdaması,

Ovalar yaralı bir geyik gibi solumakta.

Çar Rusyasında ölüler diriler ayakta.

Ortodoks kilisesinin Çarı

Kalbinin kuyruk sokumundan

Vuruldu.

Kafkas kesiminde sular duruldu.

Türk ordusu Irak'ta Suriye'de Filistin'de

Hâlâ dövüşmede.

Şehirler ard arda düşmede...

***

Yıl 1918

Temmuz Ağustos

Eylül ortası

Batıda Alman tümenleri sarılıyor.

Balkan'da

Bulgar-Alman cephesi yarılıyor.

Avusturya-Macaristan tuzla buz.

''Kaçıyorlar kaçıyorsunuz kaçıyoruz''


Çöl yolunda

Yaralı develer gibi çökmüş

Namlusuz havan...

İçi boş vagonlar

Dipçik semer matra içi boş kovan

Ve

Çöl sineklerinin

Yaralı sırtından kan emdiği







Ölüler ölüler ölüler...


Yıl 1918

9'uncu ay 29.

Bulgaristan'da tam çözülme, bırakışma.

Seksen bin Alman esir.

4 Ekim

Cermen orduları barış isteğindedir,

Kristal masasında Vilson'un

Alman bırakışma notası.

Ekim ortası

Deraliye'de düştü hükümet

Padişah Vahidettin 6. Mehmet

Çerçevesi yirmidört ayar altın

Gözlüklerinin arkasında

Kara kara düşünüyor

30 Ekim.

Ordular geri dönecek.

Mondros.

Ve artık

Bütün umutlara paydos.


Çanakkale, Akdeniz, Karadeniz

Karada, havada, denizde

Kafkasya'da

Galiçya Makedonya

Suriye Irak...

Yaralı aç çıplak

Dört yıl savaştık.


Ölülerin sırtına basarak

Çöller aştık.

Gölgemiz fosilleşti kumda.

200 bin ölü verdik

Hicaz'da Balkan'da

Sarıkamış'ta Erzurum'da.

Galiçya'da can verdi Bodrumlu Mehmet.

Makedonya'da Halepli Osman.

Çanakkale'de Mardinli Bekir.

10 bin yaralı 10 bin esir.

Ne eser kaldı devletten

Ne haber geldi Ahmet'ten

Ne künye ne resim

Bütün umutlara paydos

1918-30 Ekim

Limni adası,

Yüksek tavanlı bir konak odası.

Mondros.

***

Ve işte öyle

Öylesine kötü bir anlaşma ile

İşgal olunacak telsiz telgraf ve kablolar

Fransız İngiliz İtalyan işgalciler tarafından.

Her an kontrol edilebilecekti.

Ve

Artık Türk topraklarında yuvalanacak olan

Bu devletler orduları gerektikçe diledikleri

Kışlayı kaleyi askerî noktaları işgal edebilecekti.


Ve bu bırakışmaya göre

Yani Amiral Galdrop'la Türk amirali

Rauf Orbay arasında imzalanan Mondros

Mütarekenamesine göre

Mustafa Kemal'in Çanakkale'de mavi sulara döktüğü

Müttefiklerin gemilerine her iki boğaz açılacaktı.

Dört yıl dört cephede canını dişine takarak

Aç ve bitkin savaşmış olan Türk ordusu dağılacaktı.

Türk donanması

Zincire vurulan

Pranga bentler gibi müttefiklerin dilediği limanlarda

Tutuklu kalacaktı.

Limanlar demiryolları açık tutulacak ve müttefikler

buralardan diledikleri gibi gelip gidecekti.

Kısa uzun kuzeyde güneyde bütün tüneller işgal

olunacak, telsiz telgraf ve kablolar Fransız İngiliz

İtalyan işgalciler tarafından her an kontrol

edilebilecekti.

Ve artık Türk topraklarında yuvalanacak olan bu

devletler orduları gerektikçe diledikleri kışlayı kaleyi

askerî noktaları işgal edebilecekti.

***

Mustafa Kemal'in

Samsun'a çıkmasından

Altı ay öncesi

1918

13 Kasım gecesi

İstanbul'un gökleri dumandadır.

Altmış parça gemisiyle

Düşman filoları limandadır.


Zito

Hurra

Viva - Viva

Zift gibi kaynıyor hava.

Düşman askeri

Dolmabahçe'de Fındıklı sahilindedir.

Gemiler

Silâh depoları cephanelikleriyle mermiler,

Telgraf merkezleri

Düşman elindedir.

Başlar eğik

Yürekler yas içinde.

Fıkır fıkır yas kaynıyor

Kaynar suda,

Tas içinde.

Aylar ayların sırtından atlayıp

Yol alıyor.

Senegalli İskoçyalı devriye

Bir karanlık sokaktan çıkıp

Bir karanlık sokağa dalıyor.


İstanbul ey büyük ve ünlü şehir!

Ey padişahların binek taşı!

Ey başı tuğlu muhteşem vezir!

Ey gurbet elde Ferhat onbaşı!

Ey sevdiğim büyüdüğüm Aksaray

Fatih, Cibali, Yıldız, Ihlamur!


İstanbul

Yedi tepenin üzerine kuruludur.


İstanbul'da yedi tepe var.

Tepelere kül kül bulut yağar.

Geceleri

Gül kırmızı batar güneş,

Gül beyaz doğar

Ay.

İstanbul'da evler vardır

Köstebek ini.

Category: | Leave a comment